Nişangâhı İstanbul

Kitabımızdaki ilk yazı okçuluk konusunda doktora yapan genç bir bilim adamımıza, Hasan Sahintürk’e ait. Okçular Vakfı, Okçuluk Araştırmaları Enstitüsünde çalışmalarına devam eden Şahintürk, “Osmanlı Devri Okmeydanları ve İstanbul Okçular Tekkesi” üzerine konu ile ilgili Osmanlı arşiv vesikaları ve yazma eserlere dayalı olarak Osmanlı Okmeydanları ve okçuluk tekkelerinin genel bir değerlendirmesi yanında, özellikle Okmeydanı Tekkesi’nin ve meydanının tarihi serüvenini de anlatmaktadır.


İkinci yazı, ok ve okçuluk üzerine yaptığı ilmi çalışmalarla tanınan Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Erkan Göksu hocamı za ait. Erkan Göksu “Okla Yükselen Millet: Türkler” adil yazışında, Türk milletinin tarihin ilk dönemlerinden beri okla bütünleşen hayatim ve okun Türk’ün hayatinin vazgeçilmezlerinden biri olduğunu anlatarak, bize oku “hakimiyet ve güç” sembolü haline getiren Türk milletinin zengin tarihinden örnekler sunmaktadır.


Bu yazıyı tamamlayan ve okçuluğun Osmanlı safhasını anlatan “Osmanlı Devleti Klâsik Çağ Savaşlarında Okçuları” başlıklı yazı da Okçuluk Araştırmaları Enstitüsünde Osmanlı okçuluk tarihi üzerine çalışan bir başka genç arkadaşımız Barış Can beye ait. Barış Can yazışında özellikle Osmanlı okçularının klasik donemdeki büyük meydan savaşları ve kale kuşatmalarındaki rolleri ve savaşlarda “Turan” taktiği ile birlikte kullandıkları “Tir-i Baran” adil saldın taktikleri hakkında çok dikkat çekici bilgiler vermektedir.


Dördüncü yazımız olan “Evliyâ Çelebi ve Okçuluk”, Türkiye’de Evliyâ Çelebi’den söz edildiği zaman ilk akla gelen isim olan Dr. Seyit Ali Kahramana ait. Yıllarca Osmanlı Arşivinde yöneticilik yapan, kütüphanelerden sayısız yazma ve matbu Osmanlıca eserler ile hemhâl olup, onlarca kitaba imza atan Seyit Ali bey, kendisinin neşrettiği 10 cilt, 20 kitaptan oluşan Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden bu kitap için okçularla ilgili bilgileri bizlere aktararak, bu konuda çalışma yapmakta olan ilim adamlarımıza zengin bir malzeme sunmaktadır.


Kitabımızda yer alan “İstanbul’un ünlü Okçularının Menzil (Nişan) Taşlan” başlıklı yazı konunun bir başka değerli uzmanı Uşak üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünde Türk-İslam Sanatı dersi veren Prof. Dr. Sedat Bayrakal hocamız kaleme almışlardır. Bayrakal, yazışında Okmeydanı’nın 7 mahallesine dağılmış bulunan 37 adet menzil taşını, kitabesinden şu anki durumuna varıncaya kadar tanıtmakta, bu konuda yapılan ve yapılmakta olanlar üzerinde durmaktadır. Ayrıca bu değerli araştırmada bu taşlara ok atmış ve adına menzil taşı dikilmiş Şeyh Hamdullah, Hacı Beşir Ağa, Tozkoparan İskender gibi meşhur okçuların yanında Sultan III. Selim ve Sultan II. Mahmud gibi okçulukta rekor kırmış sürpriz isimlere de rastlamaktayız.


Divan Edebiyatımızı sadece gönüllerimize değil, gençlerimizin dimağlarına da taşımayı başaran ve onun edebiyat dünyamızda yeniden dirilişine öncülük edenlerden Prof. Dr. İskender Pala hocamız, sevgilinin can incitse de sabredilen ok gibi kirpiklerinden hareketle “asıl ustalığın oksuz ve yağsız da hedefe isabet ettirmek olduğunu” öğreten, “Kast Ediyor Tîr-i Müjen Cânıma” başlıklı çok hoş bir yazı ile kitabımıza katkıda bulunmuştur. Hocamız, bizi “Ölüme razı ama sevgiliden hâtıra olan bir ok temreninin kalbinden çıkmasına razı olmayan” hakiki âşıkların rehberliğinde Türk edebiyat bahçesinde çok hoş ve leziz bir seyahate çıkarmaktadır.

Okçular Vakfı Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü Araştırma Görevlisi ve Proje Koordinatörü irfan Akça hoca, “Osmanlı Okçuluğuna Dair Yazma Eser Literatürü” başlıklı yazışında zor bir işe girişerek, yıllarını verdiği Osmanlı okçuluk tarihine ait, Umdetü’l-mütenazilin, Okname – Risâle-i Bahtiyarzâde, Kavsname, Risâle-i Kavsiyye Der-Beyân-ı Tirendezân, Kâviü’r-Remy, Kânunnâme-i Rumat, Tezkire-i Rumat, Okçuluk Sicil Defteri vb. 14 ayrı yazma eserin kütüphanelerde bulunan farklı nüshaları üzerine bu konuda çalışacaklara kaynak olabilecek bir çalışma ile kitabımıza katkıda bulunmuştur.


Çok İlginç bir başka yazı da okçuluk üzerine çalışan ve bu konuda doktora yapan Okçular Vakfı Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü Araştırma Görevlisi genç ilim insani Şükrü Seçkin Anık tarafından yazılan “Osmanlı Kompozit Yaylarının imali ve Âmilleri” başlıklı makaledir. Anık yazışında akçaağaç, manda boynuzu, aşil tendonu ve tutkal kullanarak yapılan çok birleşenli ve fonksiyonlu Osmanlı kompozit yaylan hakkında çok ayrıntılı bilgiler vermekte ve değerlendirmeler yapmaktadır.


Kitabin netice kısmını oluşturan yazı ise Okmeydanı Tekkesi ve külliyesi üzerinde en çok emeği geçenlerden birine, projenin yapımcı ve uygulayıcısı olan Dr. Mimar Sinan Genim beye aittir. Dr. Genim, “Okçular Tekkesi’nin Hikâyesi” başlıklı yazışında tekkenin son dönem tarihini ve bu yapının başından geçen talihsizlikleri kısaca anlattıktan sonra bu eserin, Türk bürokrasisine bir donem damga vurmuş -ne yaptığını bile bilmeyen ya da tam tersi kasıtlı olarak böyle davranan- bir zihniyetin görünen ve görünmeyen engelleri nasıl aştığını ibretlik ve belgesel tadında bir yazı ile ortaya koymaktadır.